Lufthansa

Yeterlilik sınavını başarı ile geçerek daha yeni, taze Gümrük ve Tekel Müfettişi olmuşum. Teftiş heyetinin tüm müfettişleri İstanbul’da, benim Ankara’da ve Ankara’nın doğusunda iş çıkarmam nedeniyle veya üstadların beni gözetmelerinden kaynaklı 1977 Ekim’inde Ankara’da ikamete başladım. Eşim Ankara’da çalışıyor diye ev tuttum. Tren istasyonundaki giriş gümrük müdürlüğünün üst katındaki müfettişlik misafirhanesinin bir odasında Ertuğrul Konukman’la birlikte oturuyoruz. Burası aslında Ankara’ya gelen müfettişlerin çalışma odası.

Serbest Bölge Kuruluyor

1985 yılı, Turgut Özal dönemi, Gümrük Maliye ile birleştirilmiş, adı Maliye ve Gümrük Bakanlığı olmuş. Rahmetli Vural Arıkan’da bakanımız olmuş, Doğan Ak’in Müsteşar yardımcımız. Vural bey ile Mülkiye’den sınıf arkadaşları, beni de Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne Genel Müdür Yardımcısı olarak görevlendirmişlerdi. Maliyeciler, Gümrük idaresine gelir kapısı gibi bakıyor. Bu düşünceyle yeni kurulan Ekonomi Bakanlığı’nca dahilde işleme rejiminin ekonomik etkisini düşünmeden, ihracatı arttırmak amaçlı bu yetkinin Gümrük ve Tekel Bakanlığı’ndan alınınca; Maliye Bakanlığı da Gümrük Bakanlığı’ndan Tasfiye Genel Müdürlüğü’nü, gümrük depolarında bekleyen gümrüklü eşyanın satışı ile gelir elde etmek amacıyla ayırdı, Maliye’ye bağladı.

Konya’da Ramazan

1971 yılı ben Mülkiye’ye başlamış ve üniversite hayatıyla aklımca özgür olmuştum. Tabi,  bir şeyler yaparak bunu ispatlamaya ve bazılarından da farklı olmaya da çalışıyordum. Çünkü artık Mülkiye şebekem (öğrenci kimliği) vardı, sinema, otobüs, tiyatro çok indirimli idi. Lise arkadaşlarımdan daha kopamamış, Mülkiyeli yeni arkadaşlarımla da henüz yakınlaşamamıştım. Liseden çok sevdiğin Altan Şenvar isminde bir arkadaşım Emek Mahallesi’nde Yeşiltepe bloklarında bize yakın oturduğundan onunla daha samimi idim ve sık sık görüşüyorduk, arkadaşlığımız kopmamıştı.  Altan’ın annesi ve babası profesördü, abisi de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde okuyordu.

Dereköy

Gümrük Teftiş Kurulu’nda o yıllar (1978 olmalı) başkan ile iyi geçinmeyenleri, el değmemiş, insan geçmez yerlere teftişe gönderiyorlardı. Tabi ben de soluğu Dereköy’de almıştım. 1977 önceki yıl da Van, Başkale, Özalp, Muradiye dolaşmıştım. Herhalde bu kez batı olsun dediler. Kırklareli’ne nasıl geldim?