Çınaraltı

Arkadaşlarına doğru yaklaştı Rauf, hepsi parkın banklarında yerini almış, her zaman ki yıpranmış giysileri ve gömlekleri ile gölgede oturmakta idiler. “Nasılsın Rauf? Nerelerde idin? Seni merak ettik?”, “Neden iki gündür görülmedin?” diye hep bir ağızdan sordular. “Hasta idim” oldu kısaca cevabı.

Beyefendiiii !

Vedat Bey; yıllarca yalnızca pencereden selamlaşarak komşuluk yaptığımız halde geçen yılların ardından son 3-4 yıl artık kahve komşum olmuştu. Kendi anlatışıyla T.B.M.M. diş polikliniğinden emekli olmuş, yazları Fethiye, kışları Ankara’da, sevgili eşi Günseli Hanımla sakin bir yaşam sürdürmeye başlamıştı. Baharda, çalışanım Recep’in arabalarına indirdiği bavullarıyla, Fethiye’ye göçer, giderken çiçeklerini sıkı sıkıya bizlere emanet ederdi. Bu çiçekler bizim dostluğumuzu başlattı. Fethiye dönüşü bakımlı çiçekler geri verilir, bizler için getirilen kilolarca limon teslim alınırdı.

Lufthansa

Yeterlilik sınavını başarı ile geçerek daha yeni, taze Gümrük ve Tekel Müfettişi olmuşum. Teftiş heyetinin tüm müfettişleri İstanbul’da, benim Ankara’da ve Ankara’nın doğusunda iş çıkarmam nedeniyle veya üstadların beni gözetmelerinden kaynaklı 1977 Ekim’inde Ankara’da ikamete başladım. Eşim Ankara’da çalışıyor diye ev tuttum. Tren istasyonundaki giriş gümrük müdürlüğünün üst katındaki müfettişlik misafirhanesinin bir odasında Ertuğrul Konukman’la birlikte oturuyoruz. Burası aslında Ankara’ya gelen müfettişlerin çalışma odası.

Deniz

Uzaktan görünüşüyle sakin ve durgun olan deniz, beni kendine çekiyor, sanki bana yakın olmamı istiyor, gibi. Öyle güzel ki, öyle çekici ki, dayanılmaz. Utanmasam koşacağım, kendimi kucağına atacağım. Ama biliyorum ki, daima ona yavaş yavaş yaklaşılmalı, sahilde kumlar üzerinde bir süre onun sizi tanımasını sağlamalı. Sahilde onu seyrederken, küçük küçük dalgalarla  o sana dokunmak istediğinde, ona izin vermeli.