Deniz

Baskı Daha

Uzaktan görünüşüyle sakin ve durgun olan deniz, beni kendine çekiyor, sanki bana yakın olmamı istiyor, gibi. Öyle güzel ki, öyle çekici ki, dayanılmaz. Utanmasam koşacağım, kendimi kucağına atacağım. Ama biliyorum ki, daima ona yavaş yavaş yaklaşılmalı, sahilde kumlar üzerinde bir süre onun sizi tanımasını sağlamalı.

Sahilde onu seyrederken, küçük küçük dalgalarla  o sana dokunmak istediğinde, ona izin vermeli. Ancak sen beklemelisin, o sana ulaşmak isterse, gelmenize izin verirse, ona dokun! Dokunuş küçük küçük parmak uçlarıyla olmalı. Onu rahatsız etmeden, onun da senin parmaklarına dokunmasına izin vermelisin, sen de yavaşça ona dokunmalısın. Onun dokunuşundan daha sert değil, daha yumuşak dokunuşlar yapmalısın. Hatta sen elini uzatırken, sakın ona dokunma, bırak o sana dokunsun, sen bekle, o seni çağıracaktır.

Deniz kime benziyor diye düşünüyorum.

Elinizle dokunduğunuzda, denizin sıcaklığını hissedeceksiniz. O sıcakken, küçük küçük, yavaş yavaş size yaklaşacak, size dokunacaktır. İşte o anda kendinizi onun kollarına bırakabilirsiniz. O da durgunluğuyla sizi içine almak ve sizi kucaklamak isteyecektir. Bırakın! Artık birliktesiniz. Ona kollarınızı uzatın, kollarınızı açarak, ona sarılın, o da sarılmanızı istemektedir.

Ne kadar mutlusunuz değil mi? O size izin verdikçe birliktesiniz, sakin, durgun ve sevgi dolu. Şimdi sevişin, kucaklaşın.

Ne oldu?

Seni ittiriyor, kucağından atmak mı istiyor? Bu dalgalar nereden çıktı mı? Neden arttı mı? Diyorsunuz. Evet! Deniz bu kez dalgalarla dokunuşta değil, sanki tokatlamakta, sanki sizi istemiyor gibi, değil mi?

İstemediğinde dalgaları arkamıza alarak, dalgalara karşılık vermeden, ona arkanızı dönün! Sahile doğru yönelin! Ondan uzak kalın! Geç kalırsanız veya dalgalara karşı siz de kolunuzun gücüyle ona cevap vermeye çalışırsanız, siz yorulursunuz, artık dokunuş değil, sevişme değil, birlikteliğiniz aranızda kavgaya dönüşür, siz zararlı çıkarsınız.

Sahile yönelir ve kıyıya yaklaşırsanız, sizin ondan uzaklaştığınızı görür ve belki daha da hırçınlaşır. Kıyıda sizi oradan oraya ittirir, düşürür, yuvarlar, daha kızgınlaşır. Sen sahile çıkmak ve kavgadan kaçmak istersen, o daha kızgın olur. Sizi dövmek için senden kolay kolay ayrılmak veya bırakmak istemez.

Denizle kavga olmaz, arkana bakmadan hemen sahile ulaşmaya çalışmalısın. Kumsala elinizi uzat, bak! Ayağınızdan sizi geri çekmek istiyor değil mi? Oysa sizi istemeyen o idi. Hayır, o da seni istemeyen değildir, kendisiyle, kendisinin istediği şekilde onunla olmanı istemektedir. Böyle yapınca denizin, seninle olmak istediğini, ama senin onunla olma arzunu, kendisinin isteğine bağlı olduğunu sana göstermek hatta zorla öğretmek ister. Sen de zaten ondan ayrılmak istemezsin, onun sevmek ve koynunda olmak istersin, ona bunu defalarca söylemişsindir, ancak çoğu kez kumlara çıkmak zorunda kalmışsındır.

Ayağını kurtar, kurtarabilirsen, derin bir nefes al! Denizi biraz uzaktan seyret! Bu yaptığın denizi terk etmek değildir. Kimse sevdiği denizini terk edemez. Yüzünüzü daima denize dönük tutun! Deniz kenarında olun, hep yanında veya yakınında bulunun, sakın ondan uzaklaşmayın!

Şimdi! Sessizce onu seyredin. Onun dalgalarla sahili, kumları dövmesine izin vermiştin ya, size olan kızgınlığı veya hırçınlığıyla sahili döve, döve sakinleşmişti ya, gözleriniz ile onun hırçınlığının gitmesine şahit olun! Deniz her gün böyle benzerini yapar. Coşar, kızar, hırçınlaşır . Kendisi içine almasına rağmen ve kendisi size sarılmasına rağmen, içinde ne varsa, dışarıya atar.

Denizin sizi de dışarıya atmasına ortam hazırlamayın. O yapmadan siz kenarda kalın! Sakın denizi terk ettim demeyin! Deniz terk edilemez. Zaten deniz de karadan ayrı olamaz, daima ve her zaman kenardan sahile dokunur. Siz de karada durun, ona yakın olun! Yanında olun! Karadan denize bakın onu izleyin! Sakın arkanızı denize dönmeyin! Arkanızı dönerseniz, onu göremezseniz, onun kararlarını, yaptıklarını veya yapacaklarını göremezsiniz ve bilemezsiniz.

Hem denizi terk etmek olur mu? Denizciler denizsiz olur mu? Onun kızgınlığında sessizce sahile, barınağa çekilirler, hatta gemilerini bazen karaya bile çekerler. Ama yüzleri daima denize dönük olur.

Siz de öyle yapın!

Bakın! Deniz nasıl sakinleşti değil mi? Ne oldu? Yine kollarını açmış sizi bekliyor. Akıl almaz gibi gözüküyor. Deniz, neden dalgalandı? Neden sakinleşti, siz anlayamazsınız. Eğer soracak olursanız, o da nedenlerini bilmediğinden ve yaptıklarına neden bulamadığından tekrar hırçınlaşabilir, sakın bir şey sormayın!

Onu sevdiğinizi söyleseniz de, deniz kızgınken, sevmenizi, sevmemenizi düşünmez. Sadece sessizce kumsalda beklemeniz gerekir. Sakin olun ve yine ona hayranlıkla bakın, çünkü mutlaka durulacaktır. Sürekli dalgalı ve çalkantılı olamaz. Deniz de yorulur, mutlaka durulur.

Şimdi, yavaşça denize tekrar yaklaşın! Ama sakın dokunmayın! Ayağınızın ucu veya parmaklarınızla ona hafifçe dokunun, eski sıcaklığının bu kez daha da arttığını göreceksiniz. Hem daha sıcak olacaktır, hem de küçük dalgalarını, kollarını yine size uzatmaya başlayacaktır.

Bu nedenle daima denize yakın olun! Denizle olun!

Deniz kime benziyor diye sormuştum ya? Siz de anladınız değil mi? Deniz, KADIN gibidir. Evet! Deniz kadındır.

Kadın da deniz…

Nadir Elibol

10 Ekim 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.